Antalya Çıralı Yanartaş


Akdeniz’in en güzel tatil merkezlerinden olan Kemer, Antalya’nın batı sahilindedir. Her yıl nisan ayında düzen-lenen Kemer Karnavalı yöreye ayrı bir renk katar.

Kemer’in güneyindeki Faselis, tarihi bir liman kentidir. Birbirinden güzel doğal koylara sahip olan Faselis kentinin çevresi ormanlarla kaplıdır. Faselis’in güneyinde ise tarihi Olimpos kenti yer alır. Kentteki harabeler defne ormanlarıyla çevrilidir. Olimpos’un kuzeyinde Çıralı adı verilen 300 m yüksekliğinde kutsal bir alan bulunur. Buradaki kayaların arasından kendiliğinden çıkan gaz, havadaki oksijen ile birleşince yanmaktadır. Mitolojiye göre; yanan alev, Likyalı kahraman Bellerofontes’in öldürdüğü canavarın ağzından çıkmaktadır.

Antalya’nın güneyinde Phaselis’ten sonra ikinci önemli liman kentidir. Torosların batı uzantılarından biri olan Tahtalı Dağıdır. Şehir, Lykia Birliği üyesi olup, Lykia Birlik meclisinde üç oyla temsil edilmiştir. Kalıntılar Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine aittir. Olympos limanı tarihte korsan yatağı olarak bilinir. Şehirdeki korsan egemenliğine M.Ö. 78’de Romalı kumandan Servilius İsauricus burayı korsanlardan temizlemesine dek düşer. Roma egemenliğinin başlaması, yeni parlak bir dönemin başlangıcı olmuştur. Erken Hıristiyanlık döneminde önemini koruyan şehir, M.S. 3. yüzyıldan itibaren tekrar korsan hücumlarına uğrar. Geç Hıristiyanlık döneminde önemini yitirmeye başlayan şehir, 11. ve 12. yüzyılda Venedikli ve Cenevizli tüccarların ticaret merkezi olmuş ancak bu faaliyet, 15. yüzyılda Osmanlı deniz üstünlüğü ile son bulmuştur. Olympos’un birkaç kilometre güneybatısındaki Çakaltepe olarak olarak anılan yükseltinin güney yamacından devamlı olarak alev çıkar. Yamaçtan çıkan bu doğal gaz nedeniyle burası “Yanartaş-Çıralı” olarak tanınır. Olympos’un son dönemini yansıtan Ortaçağ kalesi, derenin denizle birleştiği yerin batısında bir köprünün ayağı, bir tapınağa ait duvar parçası, sütun başlıkları, tiyatro, Bizans bazilikası, kıyıya yakın yerde hamam kalıntılarını bugün de görülebilen kalıntılardır.Çıralı’nın Olimpos’la birlikte anılmasının nedenlerinden birisi kumsallarının birbirine yakın olması ise de, kanımızca asıl neden, Yunan Mitolojisine başlıbaşma bir efsane kazandıran Yanartaş’ın Çıralı’ya yakın olması ve Çıralı’nın adını Yanartaş’dan almasıdır. Yanartaş adı verilen, sürekli yanan doğal gaz çıkışları Çıralı’yı kuzeybatıdan çeviren ofiyolitik kayaçlar içerisinde yeralmaktadır. Yunan Mitolojisindeki antik dönemde Khimaira efsanesi burada geçmiştir. Azra Erhat’ın Mitoloji Sözlüğü’nde Khimaira bahsi şöyle anlatılır;
“İkisi de yer altı yaratıkları olan Typhon’la Ekhidna’nın birleşmesinden Khimaira diye bir canavar doğar. Hesiodos onu şöyle anlatır (Theog. 318 vd.):

Khimaira’yı da doğurdu Ekhidna,
söndürülmez ateşi üfleyen Khimaira’yı,
korkunç ve büyük, hızlı ve güçlü,
bir yerine, üç kafalı Khimaira’yı:
Biri azgın bakışlı aslan kafası,
öteki keçi, öteki yılan, ejderha kafası
Pegasos hakkından geldi bu Khimaira’nın
koca yiğit Bellerophontes’le birlikte.

Homeros, aşağı yukarı Hesiodos gibi tanımladığı Khimaira’yı Bellerophontes efsanesine bağlar. Homeros’la Hesiodos’ta sözü geçmeyen bir anlatıma göre, Bellerophontes Khimaira’ya saldırmak için Pegasos atına binmekle kalmamış, kargısının ucuna (ya da kullandığı oklara) kurşun koymuş, canavarın ağzından fışkıran ateşle eriyen kurşunlar etini dağlayıp yakmış, korkunç ejderha da böylece can vermiş.

Khimaira’nın bulunduğu yer Lykia’da Olympos (bugün Çıralı) kentinin arkasındaki Yanartaş diye gösterilir. Burada İlk çağda olduğu gbi bugün de dağdan doğal gazlar fışkırır ve bunlar kendiliğinden ya da bir kibritle tutuşturulup hiç durmadan yanar. Öyle ki dağda yer yer yanan ateş denizden bile gözüküp gemicilere kılavuz olurmuş. İlkçağ yazarları da Khimaira ateşini bilir, ne var ki yeri üstünde tam bir uygunluk yoktur anlattıklarında, Plinius’a göre, “mons Chimaera” Phaselis’e yakındır,Skylax’ın açıklaması gerçeğe daha uygundur “Dionysias adası, Siderus limanı ve burnu; bunun üstünde, dağda Hephaistos mabedi ve topraktan kendiliğinden fışkıran büyük alev bulunmaktadır ki, hiçbir zaman sönmemektedir. Her iki yazar da doğal ateşin fışkırdığı yerde Hephaistos’a bir tapınak bulunduğunu söylemektedirler. Gerçekten de bugün orada yapı kalıntıları ve Hıristiyanlık çağına kadar uzanan bir tapınak yeri olduğunu gösteren yazıtlar bulunmaktadır.”

Görüldüğü gibi Yanartaş Khimaira efsanesinin yanısıra Belferophontes efsanesine de konu olmuştur.

Yanartaş, Yanar Dere vadisinin güney yamacında,serpantinitler içerisinde üç ayrı lokalite’de çıkarak yanan doğal gaza yöre halkının verdiği isimdir. Gaz çıkış lokalitelerinden en çok ziyaret edileni Yanartaş 2 olarak gösterilendir. Burada, mevsimlik akan Yanar Dere vadisi’nin batı yakasında, yamacın deniz seviyesinden 165 m. yüksekliğindeki noktasından başlayarak 180 m.’ye kadar yükselen 80 metre uzunluğundaki meyilli yüzeyi üzerinde dört ayrı seviyede sürekli yanan gaz çıkışları bulunmaktadır. Ziyaretimiz sırasında en üstte yanar vaziyette iki ocak, 30 metre aşağısında üç ocak, 18 m. aşağısında vadiye dik bir çizgi üzerinde oniki ocak ve onun yaklaşık 30 m. aşağısında iki ocak daha olmak üzere toplam ondokuz adet yanar vaziyette doğalgaz çıkışı sayılmıştır. En aşağıdaki ocakların altında büyükbir kilise yıkıntısı bulunmaktadır. Henüz kazı yapılmayan kilisenin erken Bizans dönemine (olasılıkla M.S. 6. yy) ait olduğu ve ilkçağda burada bulunan Hephaistos’a (Hephaistos: Yunan Mitolojisi’nde, Zeus ile Hera’nın oğlu olup her türlü madeni işleyip olağanüstü güzellikte eserler yaratabilen bir tanrıdır (Azra Erhat: Mitoloji Sözlüğü).) adanan tapınağın kalıntıları üzerine yapıldığını düşünüyoruz. Kilise’de kazı yapıldığı taktirde büyük bir olasılıkla altta adı geçen tapınağın temellerine ulaşılacaktır.

Khimaira’nın mitolojideki tarifine uygun çizimi. Keçi ve yılan Çıralı’nın çevresini kuşatan Toros Dağlarında bol bulunan hayvanlar olup ateşin çıktığı yeri, arslan ise ateşin gücünü temsil etmektedir…

Birinci Yanartaş’ın kuşuçumu 525 m. Kuzey batısında, Çatal Tepe’nin doğusundaki belin hemen altında deniz seviyesinden 335 m. yükseklikte ikinci Yanartaş (birincisinden 155 m. daha yüksekte) mevkii yer alır. Burada yedişerlik iki sıra halinde 14 ocaktan doğal gaz çıkışı olmaktadır. Bu kesimin yaklaşık 30 m. aşağısında yan yana üç tane yanar durumda gaz çıkışı daha bulunmaktadır.

İkinci Yanartaş Çıralı Havzası’nın doruk seviyesinde yer aldığı için bu noktadan gerek Çıralı Ovası gerekse Tahtalı Dağları panoramik bir şekilde görülebilmektedir. Bu nedenle çok iyi bir seyir yeridir. Ancak buraya Çıralı tarafından ulaşmak bir hayli zahmetlidir. Birinci Yanartaş’la, İkinci Yanartaş arasındaki sarp yamaç zonu nedeniyle yerli ve yabancı turistler genellikle Birinci Yanartaşı Çıralı tarafından gelerek ziyaret etmekte ve ikinci Yanartaş’a çıkmadan geri dönmektedir. İkinci Yanartaşı ziyaret edenler ise genellikle batıdaki, Ulupınar-Karadere vadi yamaçlarını izleyen patikayı kullanarak gelmektedir. Bu patikanın ayrıntılı anlatımı “Ulupınar Bağlantılı Yanartaş Patikası” bölümünde sunulmuştur. Bu bölümde Birinci Yanartaş’a Çıralı tarafından gelen yola ilişkin açıklama verilmektedir.Yanartaş’a gitmek isteyen turistler Olimpos ya da Çıralı’dan minibüslerle Çıralı Ovası’nın batısını takip eden yoldan Yanar Bağazı denilen yere gelmekte buradan itibaren yayan olarak yaklaşık 1400 m. uzunluğundaki bir patikada 140 metre tırmanarak (%10 eğim) Yanartaş’a ulaşmakaktadırlar.